Ney Dersi, sadece bir müzik aleti çalmayı öğrenme sürecinden çok daha fazlasını, insanın kendi içine yaptığı bir yolculuğu, sabrı, nefesle olan kadim ilişkiyi ve bir geleneğin bilgeliğini keşfetmeyi ifade eder. Kuru bir kamış parçasından çıkan o demli, buğulu ve hüzünlü ses, dinleyenin ruhunun en derin köşelerine dokunur.
Hz. Mevlana’nın Mesnevi’sine “Dinle Ney’den…” diyerek başlaması, bu enstrümana yüklenen manevi anlamın en güzel özetidir. Ney, tasavvuf düşüncesinde “insan-ı kâmil”i, yani kâmil insanı simgeler; kamışlıktan (vatanından) koparılmış, üzerine delikler açılarak egosu ve nefsinden arındırılmış ve ancak usta bir “nefes” ile buluştuğunda anlamlı bir sese kavuşan insanın hikayesini anlatır. İşte bu yüzden ney üflemek, bir yanıyla kendi nefsimizi terbiye etmek, bir yanıyla da o ilahi nefesle bir olabilme arayışıdır. Sanatın ve geleneğin modern hayatla iç içe geçtiği İstanbul‘da, bu manevi ve sanatsal yolculuğa çıkmak isteyenler için Taksim Sanat olarak, geleneğin edep ve adabına sadık kalarak, doğru metodolojiyle bu kapıyı aralıyoruz.
Bir Ney Dersi almak, notaları peş peşe üflemek değil, o notaların arasındaki sessizliği, manayı ve ruhu anlamaktır. Bu yolculuk, aceleye gelmez, sabır ve adanmışlık gerektirir. Ve bu yolda en önemli şey, size sadece teknikleri değil, aynı zamanda neyin felsefesini de aktarabilecek bir “usta” yani bir hoca bulmaktır. Çünkü ney, bir hocanın dizinin dibinde, onun nefesini dinleyerek, “meşk” ederek öğrenilir.
Ney Dersi: Kamışın Sırrına ve Ruhun Nefesine Yolculuk
Ney Dersi, bu kadim enstrümanın sırlarına vakıf olmak isteyenler için atılan en önemli adımdır ve bu süreç, derin bir sabır ve özveri gerektirir. Ney’den ses çıkarabilmek, diğer birçok enstrümana göre daha meşakkatli ve kişisel bir süreçtir. Çünkü burada ses, doğrudan sizin nefesinizle, dudaklarınızın pozisyonuyla ve enstrümanla kurduğunuz o mahrem ilişkiyle ortaya çıkar. Herkesin dudak yapısı, nefes kapasitesi ve üfleme açısı farklı olduğu için, her neyzenin sesi de parmak izi gibi kendine özgüdür.
İşte bu yüzden Taksim Sanat‘ta sunduğumuz özel ney dersi programları, tamamen bireyin fiziksel ve ruhsal yapısına odaklanır. Eğitim sürecimizin ilk ve en kritik aşaması, ney’den ses çıkarma aşamasıdır. Bu, aylar sürebilecek, öğrencinin sabrının en çok sınandığı dönemdir. Bu dönemde usta bir hocanın varlığı, öğrencinin umutsuzluğa kapılmasını engelleyen en önemli destektir. Hoca, öğrencinin dudak pozisyonunu (tavır) milimetrik olarak ayarlar, başını tutması gereken doğru açıyı gösterir ve en önemlisi, nasıl bir nefesle üflemesi gerektiğini anlatır. Ney’den çıkan ses, akciğerlerden gelen ham bir hava değil, karın boşluğundan, yani diyaframdan gelen, kontrollü, sıcak ve sabit bir nefestir.
Bu doğru nefes tekniği, sadece ney üflemek için değil, aynı zamanda bedensel ve ruhsal sağlık için de bir anahtardır. Derslerimizde, öğrencilerimize diyafram nefesi egzersizleri yaptırarak, onların nefeslerini tanımalarını ve kontrol etmelerini sağlarız. Bu ilk ses, “dem sesi” olarak adlandırılır ve çıktığı an, bir neyzen adayı için en büyük mutluluk ve motivasyon kaynağıdır. Bu aşamadan sonra, notaların perdelere basılarak çıkarılmasına geçilir. Ney’in üzerinde 7 perde bulunur ve bu perdelerden farklı oktavlarda sesler elde etmek, yine nefesin şiddetini ve açısını ustalıkla ayarlamayı gerektirir.
İstanbul gibi bir metropolün karmaşası içinde, Bahçeşehir gibi yaşam alanlarında sakin bir liman arayanlar için Taksim Sanat‘taki bir ney atölyesi, adeta bir meditasyon ve arınma seansıdır. Bu dersi alırken öğrenci, sadece Klasik Türk müziği makamlarını ve eserlerini değil, aynı zamanda kendini dinlemeyi, sabretmeyi ve basit bir kamış parçasından çıkan sesin ardındaki derin manayı hissetmeyi öğrenir.
Neden Bir Usta (Hoca) Eşliğinde Ney Öğrenilmeli? Taksim Sanat Yaklaşımı
Ney, internetten video izleyerek veya bir kitaptan bakarak öğrenilemeyecek kadar hassas ve usta-çırak ilişkisine dayalı bir enstrümandır. Geleneksel sanatlarımızda “meşk” olarak adlandırılan yöntem, yani ustanın çalıp çırağın dinleyerek ve taklit ederek öğrenmesi, ney eğitiminin temelini oluşturur. Bu yöntemde sadece notalar ve teknikler değil, aynı zamanda bir tavır, bir edep, bir ruh ve bir felsefe de aktarılır. Bu nedenle bir neyzen adayı için en önemli adım, kendisine bu yolda rehberlik edecek doğru hocayı bulmaktır.
Taksim Sanat olarak, bu geleneğin bilincinde olan, neyin sadece bir müzik aleti olmadığının farkında olan ve bu ruhu öğrenciye aktarabilecek tecrübeli hocalarla çalışıyoruz. Bir hocanın varlığı, özellikle en başta ses çıkarmanın zor olduğu dönemlerde hayati önem taşır. Öğrenci, kendi başına çalışırken neyi yanlış yaptığını anlayamaz. Nefesi mi yetersiz, dudak pozisyonu mu hatalı, yoksa üflediği açı mı yanlış? Bu soruların cevabını ancak tecrübeli bir göz ve kulak verebilir. Hoca, öğrencinin yanında durarak, onun nefesini dinleyerek ve en ufak bir hatasını anında düzelterek, öğrencinin haftalarca, hatta aylarca yanlış bir şekilde çalışmasının önüne geçer. Bu birebir özel ders yaklaşımı, öğrencinin çok daha hızlı ve en önemlisi doğru bir şekilde ilerlemesini sağlar. Ayrıca, ney eğitimi sadece teknik bir süreç değildir. Hangi neyle başlanmalı (yeni başlayanlar için ney genellikle “Kız Ney”dir), neyin bakımı nasıl yapılmalı, hangi başpare (neyin ağızlık kısmı) öğrencinin dudak yapısına daha uygun gibi konularda da hocanın rehberliği şarttır.
Taksim Sanat olarak İstanbul‘un sanatsal kalbi Taksim’de ve modern yüzü Bahçeşehir‘deki sanatseverlere bu geleneksel eğitimi modern bir yaklaşımla sunuyoruz. Öğrencilerimize sadece enstrüman çalmayı değil, aynı zamanda müziğin teorisini, yani makam bilgisi gibi temel konuları da öğreterek onların bilinçli müzisyenler olmalarını hedefliyoruz. Bir makamın ne anlama geldiğini, hangi duyguları ifade ettiğini bilerek üflenen bir ney taksimi, notaları ezbere üflemekten çok daha derin ve anlamlı olacaktır. Kısacası, bir hoca ile çalışmak, bu uzun ve manevi yolda kaybolmadan, emin adımlarla ve geleneğin ruhunu hissederek ilerlemenin tek yoludur.
Ney’den Ses Çıkarmanın Temelleri ve Sabır Gerektiren İlk Adımlar
Ney üflemeye giden yolculuk, belki de diğer tüm enstrümanlardan daha fazla sabır ve içsel bir odaklanma gerektirir. İlk hedefin, kusursuz bir eser icra etmek değil, sadece tek bir doğru ses çıkarabilmek olduğu bu süreç, adeta bir sabır eğitimidir. Bu yolun temel taşlarını doğru bir şekilde döşemek, gelecekteki tüm müzikal yapının sağlamlığını belirler.
Doğru Ney ve Başpare Seçimi
Yolculuğun en başında doğru ekipmanı seçmek gelir. Neyler, farklı uzunluklarda ve dolayısıyla farklı akortlarda gelirler. Bu neyler, “Kız”, “Mansur”, “Şah” gibi isimlerle anılır. Yeni başlayanlar için ney olarak evrensel kabul görmüş olan, karar sesi “La” olan Kız Ney‘dir. Hem tutuş kolaylığı hem de nefes ihtiyacının diğerlerine göre daha az olması sebebiyle ideal başlangıç neyidir. Neyin yapıldığı kamışın kalitesi, boğum aralıkları ve açılan perdelerin doğruluğu, sesin kalitesini doğrudan etkiler. Bu nedenle, bir uzmana danışarak, iyi bir ustadan çıkmış bir ney edinmek önemlidir. En az ney kadar önemli olan diğer parça ise başpare‘dir. Neyin ağızlık kısmı olan başpare, manda boynuzu, delrin (bir tür polimer) veya ahşap gibi farklı materyallerden yapılır. Başparenin iç ve dış açısı, dudaklara oturan kısmın formu, sesin çıkışını ve tınısını büyük ölçüde etkiler. Her öğrencinin dudak yapısı farklı olduğundan, kişiye en uygun başpareyi bulmak deneme yanılma ve ustanın yönlendirmesiyle olur.
Dudak Pozisyonu (Tavır) ve Doğru Açı
Neyden ses çıkarmanın sırrı, “tavır” olarak adlandırılan doğru dudak pozisyonunu bulmaktır. Bu, genellikle ıslık çalarken veya “ü” harfini söylerkenki dudak pozisyonuna benzetilir. Dudaklar hafifçe büzülür ve ortasında küçük, yuvarlak bir delik (apertür) oluşturulur. Başpare, alt dudağın üzerine, dudağın kırmızı kısmının bittiği yere yerleştirilir ve alt çene hafifçe geriye çekilir. Nefes, bu küçük delikten, başparenin içindeki boşluğun karşı kenarına, belirli bir açıyla odaklanarak üflenir. Bu açıyı bulmak, milimetrik bir hassasiyet gerektirir. Başın hafifçe sağa veya sola eğik durması, neyin vücutla yaptığı açı, bu sesin çıkıp çıkmamasını belirler. Bu pozisyonu bulma süreci, ayna karşısında yapılan uzun ve sabırlı denemelerle geçer.
En Önemli Anahtar: Doğru ve Sabit Nefes (Diyafram Nefesi)
Doğru dudak pozisyonu bulunsa bile, eğer nefes yanlış yerden geliyorsa, ses ya hiç çıkmaz ya da cılız ve istenmeyen bir tonda çıkar. Ney, omuzları ve göğsü sıkarak alınan sığ bir nefesle değil, karın kaslarının yardımıyla, diyafram nefesi ile üflenir. Diyafram nefesi, derin, kontrollü ve sürekli bir hava akımı sağlar. Bu nefesi öğrenmek için sırt üstü uzanıp karnın üzerine bir kitap koyarak, nefes alıp verirken sadece kitabın inip kalktığını gözlemlemek gibi egzersizler yapılır. Üflerken amaç, bir fırtına gibi güçlü bir hava püskürtmek değil, bir mum alevini söndürmeden sadece titreştirecek kadar sabit, odaklı ve sıcak bir “nefes sütunu” göndermektir. İşte bu “dem”, neye o ruhani ve insansı sesini veren şeydir. Bu üç temel unsur – doğru ekipman, doğru tavır ve doğru nefes – bir araya geldiğinde, o sihirli ilk ses duyulur ve neyzen adayının en zorlu ama en keyifli yolculuğu gerçek anlamda başlamış olur.